Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4056 E., 2025/2245 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk DairesiBölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVA1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında müvekkilinin davalı şirketin kargolarını taşıdığını, buna ilişkin faturaların davalı şirkete teslim belgesi ile teslim ve tebliğ edildiğini, tamamlanan taşıma işlerinden dolayı takip tarihi itibariyle müvekkilinin 583.579,00 TL cari hesap alacağının olduğunu, ödeme yapılması için davalıya keşide edilen ihtarnamelerin sonuçsuz kaldığını, iç yazışmaları belgeleyen maillere göre bakiye alacağa ilişkin davalının kabulü olduğu halde, davalı aleyhine başlatılan icra takibinde borcun tamamına yönelik itirazın davalının kötü niyetini gösterdiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %40'dan az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... ... Pazarlama A.Ş. (... A.Ş.) arasındaki kargo taşıma işleri ile bölge depoları dağıtım işlerinin yürütülmesine ilişkin sözleşme uyarınca üstlenilen işlerin yapılması için davalı ile aralarındaki sözleşmeye göre davalının 2008-2012 yılları arasında ... A.Ş.'nin servis ve bayilerinin kargo dağıtım işlerini, bölge depoları ve kiralama işlerini yerine getirdiğini, 2010 yılından itibaren ... A.Ş.'ye ait malların taşınması sırasında malların önemli bir kısmının davalının kusuru ile hasara uğradığını, malların geç veya eksik teslim edildiğini, ya da hiç teslim edilmediğini, teslim edilmeyen malların teslim edilmiş gibi bedelinin müvekkili şirkete dolayısıyla da ... A.Ş.'ye yansıtıldığını, zorunlu kayıtların saklanmadığını, sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmediğini, bir kısım taşıma işlerinin davalının grup şirketlerinden ... Kargo şubeleri üzerinden ifa edildiğini, ilgili şubelerin müvekkili şirketin müşterisi ... A.Ş. bayi ve servislerinden haksız ve mükerrer ücret talep ettiğini, müvekkilinin sözleşmeye aykırı ücret ödemek zorunda kaldığını, davalının kusurlu ifası sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı zararları tazmin etmekle mükellef olduğu halde, müvekkili tarafından gönderilen rücu faturalarının reddedildiğini, davalının hasar faturalarını kayıtlarına almayarak cari hesabında kendisini fiktif bir şekilde alacaklı gösterdiğini, davalının taraflar arasında 2008'den beri süren sözleşmeyi haklı gerekçe olmadan ve önel vermeden 18.04.2012 tarihli ihtarname ile haksız ve hukuka aykırı şekilde feshettiğini, bu feshin sonucunda müvekkili şirketin ... A.Ş.'ye karşı yükümlülüklerini yerine getiremediğini ileri sürerek taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedilmesi sebebi ile müvekkili şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında akdedilen sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararın tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 10.12.2015 tarihli dilekçesi ile birleşen davada, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere dava değerini 100.000,00 TL olarak belirtmiştir.II. CEVAP1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının taşıyan sıfatı ile müvekkili şirkete karşı sorumlu olduğunu, ... A.Ş.'ye ait malların taşıma sırasında zarar gördüğünü, malların alıcılarına geç ve eksik teslim edildiğini veya hiç teslim edilmediğini, ürünlerin teslim edilip edilmediği ile ilgili zamanında bilgi verilmediğini veya eksik bilgi verildiğini, davacının, müvekkili şirketin belirtilen zararlar sebebiyle kestiği faturaları kayıtlarına almadığını ve mutabakata yanaşmadığını, kendi borçlarını yerine getirip, hasar, geç teslim ve zayiden doğan zararlardan doğan borçlarını ifa etmekten kaçındığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca kendi edimini ifa etmeyenin karşı taraftan borçlarının ifasını isteyemeyeceğini, bu sebeple ödemezlik def'ilerinin olduğunu, davacının kusuru ile oluşan zararların ... A.Ş. tarafından müvekkili şirkete fatura edildiğini ve bu zarar faturalarının müvekkili tarafından karşılandığını, davacının rücu faturalarını 2011 yılı sonuna kadar teslim alarak kabul ettiğini, sonrasında kötü niyetli olarak bu faturaları kayıtlarına alınmayarak iade edildiğini, davacının taşımaların bir kısmında, grup şirketlerinden ... Kargo şubelerini kullandığını, ilgili şubelerin ... Kargo'ya fatura karşılığı taşıma bedeli ödenmekte iken müvekkili şirketin müşterisi ... A.Ş.'nin bayi ve servislerinden ücret talep ettiğini ve almaması gereken bir ödemeyi aldığını, müvekkili şirketin davacı taraftan alacaklı olduğunu, davacının tek taraflı yazı ve taleplerinin müvekkili açısından bağlayıcılığının olmadığını savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiş, bilahare ıslah dilekçesi ile davaya konu alacağın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımına uğramayan kısımlar açısından esasa yönelik itirazlarının kabul görmemesi halinde takas/mahsup taleplerinin olduğunu, icra takibine konu alacağın likit olmadığını belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, taşıma ilişkisinin, cari hesap alacaklarının davalı tarafından ödenmemesi üzerine ihtar verilmek suretiyle müvekkili tarafından sonlandırıldığını, davalının kötü niyetle itirazın iptali davasını geciktirmek maksadıyla hukuki dayanaktan yoksun birleşen davayı ikame ettiğini, davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davalı ile dava dışı ... A.Ş. arasındaki sözleşmenin feshinden dolaylı müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, davalının ibraz ettiği tüm hasarlı taşıma faturalarının cari hesaba işlenerek mahsup edildiğini, ibraz edilen belgeler toplamı 494.500,93 TL hasar tazmin faturasından 368.262,34 TL faturanın kabul edilerek kayıtlarına alındığını, 126.238,59 TL'lik fatura kayıtlarında bulunmadığı gibi bu faturaların müvekkili şirkete teslim veya tebliğ edilmediğini, davalının ödemezlik ve takas mahsup def'inin hukuka uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın tarafları arasında kargo taşıması işinden kaynaklanan ve süreklilik arz eden alt/üst taşıyıcı ilişkisinin kurulduğu tarihte yürürlükte olan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nunda (6762 sayılı Kanun) taşıma sözleşmesinin özel bir şekil şartına bağlanmadığı, eşyanın taşıyıcıya teslimi ile taraflar arasında taşıma anlaşmasının kurulduğu, bu aşamadan sonra taşıyıcının yükü ister kendi taşısın ister bir alt taşıyıcıya taşıtsın, taşıma süresi içerisinde kendisine teslim edilen eşyayı gözetim sorumluluğunun olduğu ve kural olarak taşıma süresi içerisinde taşıdığı ya da taşıma mesuliyetini üstlendiği eşyaya gelecek zararlardan sorumlu olduğu, 6762 sayılı Kanun'un 781/1 hükmüne göre taşıyıcının, kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcunun olduğu, sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi gerektiği, sorumsuzluğun tespitinde ölçünün ise, deneyimli ve basiretli bir taşımacının göstermesi gerekli özen olduğu, davacının, ticari kayıtlarına göre 417.819,67 TL alacak, 100.000,00 TL teminat, 55.759,33 TL iade faturası, 3.786,93 TL iade faturası olmak üzere toplam 577.365,93 TL bakiye alacağının olduğu, asıl davada davalının tek taraflı olarak düzenleyip, müstenidi üzerinde mutabakata varılmadan keşide ettiği hasar yansıtma faturaları nedeniyle davacı alt taşıyıcının sorumluluğunun doğmayacağı, ancak davacının alıcısına teslim edildiğini ispatlayamadığı ürünler nedeniyle düzenlenen fatura bedelleri, davacı yetkilisinin imzasını taşıyan yansıtma faturaları, davacı temsilcisinin imzası olan çekinceli teslim belgeleri nedeniyle davalı davacının taşıma ücretinden 80.969,20 TL kesinti yapılmasını talep edebileceğinden davalının takas-mahsup talebinin kabulüne göre davacının 496.396,73 TL bakiye alacağının kaldığı, davacının davalıyı 20.04.2012 tarihinde tebliğ edilen 18.04.2012 tarihli ihtarnamesiyle 14.04.2012 tarihi itibariyle davalıyı temerrüde düşürdüğü, 10.769,05 TL işlemiş faiz talep edebileceği, birleşen davaya gelince; davacının, davalının taraflar arasındaki taşıma sözleşmesini feshetmesi ve ayıplı ifaları nedeniyle akdi taşıyıcı olarak hizmet verdiği dava dışı ... A.Ş.'nin de birleşen davanın davacısı ile imzaladığı sözleşmeyi feshettiğini belirterek haksız fesih nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep ettiği, Mahkemece ... A.Ş.'ye yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıya göre, ... A.Ş ile ... A.Ş arasındaki kargo taşıması işinin sonlandırılmasına münhasıran alt taşıyıcı ... Kargo A.Ş'nin kusurlu ifasının sebep olduğu sonucuna ulaşılamayacağı, birleşen davanın davacısının kendi ticari kayıtlarıyla davalıya borçlu göründüğü, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, birleşen davanın davacısının haksız fesih nedeniyle uğradığı zararı da ispatlayamadığı gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, %40 oranında icra inkar tazminatına, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davalı/birleşen davada davacı tarafça istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasındaki sözleşme ilişkisinin sona ermesinde ... Kargo A.Ş. şirketinin kusurlu olup olmadığına ilişkin araştırma yapıldığı, dava dışı şirketin birleşen dosya davacısı ile olan çalışmasını sonlandırmasının, davacı ile davalı arasındaki taşıma ilişkisinin sonlandırılmasına bağlı olmadığı, daha doğrusu ... A.Ş.'nin taşıma alacaklarını alamaması nedeniyle sözleşmeyi feshetmesinin, ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasındaki sözleşmenin sonlandırılmasına bir etkisinin bulunmadığı, bu nedenle ispatlanamayan bir talebe ilişkin olarak hesaplama yapılması gerekmediği; asıl davaya gelince, taşıma hizmetinin verildiği ve emtianın hasarsız şekilde alıcısına teslim edildiğini ispat yükümlülüğünün davacı ...Ş'ye ait olduğu, Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, taraf defterleri arasındaki mutabakatsızlığın nedeninin belirlendiği, defterdeki mutabakatsızlığın önemli bir nedeninin, davacı tarafından verilen taşıma hizmetine ilişkin bir kısım hizmet faturalarının davalı tarafından kayıt edilmemesinden kaynaklandığı, davacı bu hizmeti verdiğini ispatladığından bu faturaların davalı defterinde kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın davacı alacaklının taşıma alacağına hak kazanacağı, taşıma sözleşmesinin ayıplı ifa edilmesi nedeniyle düzenlenen bir kısım faturalar da dikkate alınarak ve teminat miktarı eklenmek suretiyle denetime elverişli şekilde gerekçeli kararın sekizinci sayfasında hesaplama yapılarak asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarının tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak düzenlendiği, raporların gerekçeli, açıklamalı ve denetlenebilir olduğu, hükme esas alınan raporun hangi gerekçe ile esas alındığının gerekçeli kararda etraflıca açıklandığı gerekçesiyle asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davalı/birleşen davada davacı tarafça temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl dava, bakiye taşıma ücreti alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine; birleşen dava ise taraflar arasındaki sözleşmenin ayıplı ifası ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tahsili talebine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kambiyo Takibinde İmzaya İtirazda Bilirkişi Raporunun Denetime Elverişli ve Ayrıntılı Olması Gerekti

Hukuk Genel Kurulu         2025/170 E.  ,  2025/696 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk DairesiSAYISI : 2024/952 E., 2024/1699 K.ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28.02.2024 tarihli ve 2023/6703 Esas, 2024/1902 Karar sayılı BOZMA kararıTaraflar arasındaki imzaya itiraz isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince itirazın reddine karar verilmiştir.Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle itirazın reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. TALEPBorçlu vekili; alacaklı vekili tarafından müvekkili aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe dayanak çeklerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin alacaklıyla herhangi bir ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle borca itiraz ettiğini, ödeme emrinde faize faiz yürütüldüğünü, anapara üzerine faiz eklenerek toplanan bu miktar üzerinden işleyecek faiz talep edildiğini, ödeme emrinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 60. maddesinde belirtilen şartlara uygun olmadığını, takibe dayanak çekte tahrifat yapıldığını ve üstünün karalanmış olduğunu, çek tazminatının yasaya aykırı olduğunu, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte ihtiyati haciz masraflarının talep edilemeyeceğini ileri sürerek takibin iptaline ve alacaklı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPAlacaklı vekili; müvekkilinin çeklerde son ciranta ve yetkili hamil konumda olup borçlunun çeke imza atıp atmadığını bilmediğini, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılarak çekteki imzanın gerçekliğinin ortaya çıkarılmasını gerektiğini, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını belirterek itirazın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ve 2020/973 Esas, 2021/940 Karar sayılı kararı ile; grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 01.03.2021 tarihli raporda çeklerin arka yüzünde ... adına atılı bulunan ciranta imzalarının ... elinden çıktığının belirtildiği, borçlu vekili tarafından rapora itiraz edilmiş ise de 01.03.2021 tarihli bilirkişi raporunun yasal düzenlemelere uygun olduğu, Mahkeme huzurunda borçluya ait imza örneklerinin alındığı, kurumlardan celbedilen imza asıllarının bulunduğu belgelerle birlikte tüm dosya kapsamı göz önünde bulundurularak rapor düzenlendiği, borçlunun faiz oranına itirazı yönünden 27.08.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre icra takibinde fazla talepte bulunulmadığı, borçlunun borca itirazını İİK’nın 169/a-1 maddesinde belirtilen bir belgeyle ispatlayamadığı gerekçesiyle imzaya ve borca itirazın reddine, yasal koşullar oluşmadığından para cezasına ve alacaklı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli ve 2021/1910 Esas, 2023/940 Karar sayılı kararı ile; somut olayda İlk Derece Mahkemesi huzurunda borçlunun imza örneklerinin alındığı, aynı mahkemenin 2020/825 Esas sayılı dosyasında karşılaştırma yapmaya elverişli imza asıllarının bulunduğu belgelerle dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verildiği, 01.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda istinaf dilekçesinde iddia edildiği gibi fotokopi değil asıl belgeler üzerinden inceleme yapılarak, raporun sonuç bölümünde kesin kanaat bildirildiğinden İlk Derece Mahkemesince imza itirazının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, 27.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda takip tarihi 16.10.2020 olmasına rağmen takipten önce işlemiş faizleri çeklerin keşide tarihinden itibaren hatalı olarak 26.10.2020 tarihine kadar hesapladığı, usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak dosya bilirkişiye tevdi edilmeden işlemiş faiz hesabı yapılarak borçlunun işlemiş faize yönelik itirazında ve istinaf nedeninde haklı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle itirazın kısmen kabulü ile imzaya ve borca itirazın, çek tazminatına yönelik itirazın ve mürekkep faiz şikâyetinin reddine, imzaya itiraz reddedilmiş ise de yasal koşulları oluşmadığından borçlu aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına, işlemiş faiz itirazının kısmen kabulüne ve işlemiş faiz bakımından takibin borçlu yönünden kısmen iptaline karar verilmiştirV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİA. Bozma Kararı1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;"... Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine karşı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, sair itirazlarının yanı sıra takibe konu üç adet çekteki imzaya itiraz ettiği, İlk Derece Mahkemesince imzaya ve borca itirazın reddine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, sair itirazlarının reddine, toplam 257,05 TL işlemiş faiz bakımından takibin kısmen iptaline karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz, İİK’nın 170. maddesinde düzenlenmiş olup bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir.İİK’nın 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında ise; “İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkraları ve 310, 3 11... . maddeleri hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2. maddesinde yer alan “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” düzenlemesi nedeniyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 211. maddesinde ise imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.Vurgulamakta yarar vardır ki, anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.04.2006 gün ve 2006/12-259 E.-2006/231 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 06.02.2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı)Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.05.20 01... /12-436 E.,2001/467 K. ve 06.06.2001 tarih ve 2001/12-466 E., 2001/483 K. sayılı kararlarında da aynen benimsendiği gibi herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.Somut olayda mahkemece hükme esas alınan 1.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda; bir kısım imzaların görüntülerine yer verilmiş ise de mukayese imzalar ile imza inkarına konu çek asıllarında bulunan imzaların fotoğraf ya da diğer uygun görüntü tekniklerinden faydalanılarak karşılaştırılmadığı, benzerliklerin veya farklılıkların gösterilmediği anlaşılmış olup, rapor bu haliyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir.O halde; Bölge Adliye Mahkemesince, borçlu tarafından rapora itiraz edilmiş olması da dikkate alınarak, mukayese belgeler ve huzurda borçludan alınan imza örneklerinin tamamı üzerinde, üç kişilik bir bilirkişi heyetine yaptırılacak inceleme neticesinde alınacak raporun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir ..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme KararıBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriBorçlu vekili; bilirkişi raporunun sonuç kısmında "...'in eli ürünüdür." şeklinde net bir ifade kullanılmak yerine "... elinden çıktığı kanaatine varılmıştır" şeklinde muğlak bir ifade kullanıldığını, bilirkişi raporunda kesin bir sonuca varılamadığını, çek asıllarında yer alan imza fotoğraflarının borçlunun imzalarıyla karşılaştırılmadığını, benzerlik veya farklılıklarının gösterilmediğini, hangi gerekçeye göre imzanın benzerlik gösterdiğinin belirsiz olduğunu, üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. UyuşmazlıkDirenme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda 01.03.2021 tarihli bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, borçlu vekili tarafından rapora itiraz edilmiş olması da dikkate alınarak karşılaştırma yapmaya elverişli belgeler ve huzurda borçludan alınan imza örneklerinin tamamı üzerinde üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.D. Gerekçe1. İlgili Hukuk1. İcra ve İflas Kanunu'nun 68/a ve 170/4. maddeleri.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 208, 2 11... . maddeleri.2. Değerlendirme1. Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz İİK'nın 170. maddesinde düzenlenmiş olup bu maddenin üçüncü fıkrasında icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanun'un 68/a-4. maddesine göre yapılması gerektiği düzenlenmiştir. İİK'nın 68/a-4. maddesinde yer alan hükümde atıf yapılan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 308 ve devamı maddelerinde imza inkârı hâlinde mahkemelerce yapılacak usuli işlemler düzenlenmiştir. HMK'nın 447/2. maddesi gereğince HUMK'ya yapılan yollamalar HMK'ya yapılmış sayılır. Bu hüküm uyarınca HMK'nın yürürlük tarihinden sonra icra mahkemesinde HMK'nın 208, 2 11... . maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir.2. Buna göre, HMK'nın 211/1-a maddesi uyarınca yapılan incelemeye rağmen sahtelik konusunda hâkimde kesin bir kanaat oluşmamış ise HMK'nın 266 ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. HMK'nın 211/1-b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve karşılaştırma yapmaya elverişli belgelerdir.3. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırma yapmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından karşılaştırmaya esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim ve doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 Esas, 2019/1003 Karar; 26.04.2023 tarihli ve 2022/12-332 Esas, 2023/358 Karar ile 31.05.2023 tarihli ve 2022/12-1037 Esas, 2023/531 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.4. Diğer taraftan HMK'nın 282. maddesine göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Mahkeme bilirkişi raporunun tatmin edici bir nitelik taşımadığı kanaatine ulaşacak olursa, eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için taraflardan birinin herhangi bir talebi bulunmasa bile yeni sorular düzenlemek suretiyle aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına yahut raporu tanzim eden bilirkişinin sözlü açıklamalarda bulunmak üzere bir gün tayin ederek duruşmaya davet edilmesine ya da gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar bir inceleme yaptırılmasına karar verebilir (HMK md. 282, Bilirkişilik Yönetmeliği md. 56).5. Somut olayda alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmış, borçlu vekili takibe dayanak çeklerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince alınan adli belge incelemeleri (el yazısı- imza ve sahtecilik) uzmanı tarafından düzenlenen 01.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna borçlu tarafından itiraz edilmiş, İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu hükme esas alınarak imzaya itirazın reddine karar verilmiştir. Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle imzaya itirazın reddine karar verilmiştir.6. Somut olayda hükme esas alınan 01.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda bir kısım imzaların görüntülerine yer verilmiş ancak karşılaştırma yapmaya elverişli imzalar ile imza itirazına konu çek asıllarında bulunan imzalar fotoğraf ya da diğer uygun görüntü tekniklerinden faydalanılarak karşılaştırılmamış, benzerlikler veya farklılıklar gösterilmemiştir. Bilirkişi raporu bu hâliyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir.7. O hâlde karşılaştırma yapmaya elverişli belgeler ve Mahkeme huzurunda borçludan alınan imza örneklerinin tamamı üzerinde üç kişilik bilirkişi kurulundan denetime ve hüküm kurmaya olanak sağlayacak şekilde alınacak raporun sonucuna göre karar verilmesi gerekir.8. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; İİK'nın 170/3. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 68/a-4. maddesi uyarınca HUMK'nın 309/1. maddesinin karşılığı olan HMK'nın 211/1-a maddesi uygulanamayacağından icra hakiminin bilirkişi incelemesi yaptırması ve bilirkişinin de öncelikle tatbike elverişli daha önce atılmış başka imzalarla karşılaştırma yapması, gerek duyuyorsa kendi huzurunda yeniden yazı yazılması ve imza atılmasını istemesi gerektiği, bilirkişinin yapacağı incelemenin öncelikle başka belgelerdeki imzalarla karşılaştırma şeklinde olacağı ve kendi huzurunda atılmasına gerek duyması hâlinde bu imzalarla karşılaştırmayı daha sonra yapabileceği, somut olayda rapor düzenleyen bilirkişinin el yazısı – imza ve sahtecilik uzmanı olduğu, Kanunun aradığı koşulları taşımasına rağmen bu kişilerden alınan raporlar yeterli sayılmayarak incelemenin yapılacağı ortam, kullanılacak aletler ve teknik incelemenin yöntemi gibi tamamen bilimin konusuyla ilgili olan yeni sınırların getirilmesinin 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun aramadığı yeni şartların bu kişiler hakkında ihdas edilmesi sonucunu doğurabileceği, somut olayda bilirkişi incelemesi Kanun'daki düzenlemeye uygun yapılmış olup rapor içeriğinden gerekli karşılaştırmanın yapıldığı, benzerliklerin tespit edildiği ve imzanın kişiye ait olduğuna ilişkin sonucun net biçimde ortaya konulduğu anlaşıldığından direnme kararının uygun olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.9. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.10. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,Dosyanın HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.''K A R Ş I O Y''İcra hukuk mahkemesinde adi senetler bakımından imza itirazının geçici olarak kaldırılması ve bu kapsamda yapılacak imza incelemesi İcra ve İflas Kanunu (İİK) 68/a maddede düzenlenmiştir. Kambiyo senetlerine bağlı haciz nedeniyle yapılan takipler bakımından ise imzaya itiraz ve yapılacak imza incelemesine ilişkin hüküm İİK 170. maddede ye almaktadır.İcra mahkemesi, 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır. İnkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip 2. fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir ve itiraz reddedilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması hâlinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar (İİK 170/3).Maddede imza incelemesi için yollama yapılan 68/a maddesinin 4. fıkrası hükmüne göre: İmza tatbikında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2. , 3. ve 4. fıkraları ve 310, 3 11... . maddeleri hükümleri uygulanır.Bu fıkrada HUMK’a atıf yapılan maddelerin 6100 sayılı HMK’daki karşılığı 211/1-b, 208/2 ve 217/1. maddelerdir.Yollama yapılan HUMK 312. maddede "Resmî memurun veya üçüncü şahsın senedi teslim veya ibraz edebilmeleri için zaruri masrafları ile senedin sureti harcı tahkikat icrasını talep eden kimse tarafından verilir." düzenlemesi mevcut olup bu hükmün karşılığı bir maddeye sahtelik incelemesiyle ilgili hükümler arasında yer verilmemiş ise de bu maddenin düzenlediği husus yargılama giderleri ve harç konusundaki genel düzenlemelerle çözüleceğinden bu hükme yer verilmemesi incelemede bir farklılık yaratmamaktadır.6100 sayılı HMK'ya yollama yapılması nedeniyle imza incelemesinde uygulanacak olan bu düzenlemelere de değinmek gerekmektedir."(a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir." (HMK 211/1-b).Bu bentte sözü edilen (a) bendinde " Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir." hükmü yer almakta ise de İİK yollama maddesinde açıkça HUMK 309/1. maddeyi hariç tutarak maddenin diğer fıkralarına yollama yaptığından 309/1. maddede yer alan hakiminin isticvap edip, yazı ve imza örneklerini alarak sahtelik incelemesini sonuçlandırabilmesini kabul etmediğini göstermiştir.Bunun sonucu olarak HUMK 309/1'in karşılığı olan HMK 211. maddenin (a) bendi uygulanamayacağından (b) bendinde yer alan "(a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa" ifadesine bakılmaksızın icra hakiminin bilirkişi incelemesi yaptırması ve bilirkişinin de öncelikle tatbike elverişli daha önce atılmış başka imzalarla karşılaştırma yapması, ve gerek duyuyorsa kendi huzurunda yeniden yazı yazılması ve imza atılmasını istemesi gerekir. Bu nedenle bilirkişinin yapacağı inceleme öncelikle başka belgelerdeki imzalarla karşılaştırma şeklinde olacak, kendi huzurunda atılmasına gerek duyması hâlinde bu imzalarla karşılaştırmayı daha sonra yapacaktır.Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır (HMK 208/2).Bir kişi veya kurumun elinde bulunup mahkemeye teslim edilmesi gereken belgenin aslı istendiğinde, kişi veya kurumun bulunduğu ya da belgenin teslim edileceği yerdeki asliye mahkemesi tarafından örneği onaylanarak aslı mahkemeye gönderilir yahut teslim edilir (HMK 217/1). Mahkemece onaylanmış belge örneği, aslı gibi hüküm ifade eder (HMK 217/2).Şuna da değinmek gerekir ki atıf yapılan HUMK 309/4. madde, resmî olmayan belgelerin tatbike elverişli belge olarak kabulü için iki tarafın ittifak ettiği belge olmasını aramış iken karşılığı olan HMK 208/1-b maddede böyle bir şarta yer verilmemiştir.Bilirkişi tarafından bu kapsamda inceleme yapılmış olması kambiyo senetleri için icra hukuk mahkemesinde yapılacak inceleme için yeterli olacaktır.Bozma kararında; bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması gerektiği belirtilmiş ise de incelemenin yapılacağı ortam, kullanılacak aletler ve teknik incelemenin yöntemi konusu hukukun değil bilimin konusudur. Bilimsel sonuç, o bilim ve tekniğe sahip kişilerce bilimsel teknikler kullanılarak gerekli ortamda, gerekli aletler yardımıyla mevcut teknikler uygulanarak ortaya konulacağından bilimin bu konuda yetersizlik kaygısı olmadıkça varılan sonuçların da sağlıklı olacağını kabul etmek gerekir. Kanun'da açıkça rapor alınması gereken kurumu münhasır belirleyen bir kural olmadıkça belli kuruluşlardan rapor alınması gerektiği gibi bir zorunluluk hukuken de kabul edilemez.Tabi ki somut olayın özellikleri itibarıyla sonuç alınamayan hâllerde bilim ihtiyaç duyuyorsa daha komplike ortamlarda daha kapsamlı incelemelerin daha teknik cihazlarla yapılmasını aramak da gerekebilir. Ancak gerekmedikçe bunu aramak ve hatta daha fazla kişiyle yapılmasını aramak teknik incelemeleri ekonomik olmayan pahalı hizmetler hâline getirdiği kadar adalet hizmetlerini de pahalı hâle getirecek ve usul ekonomisi ilkesiyle ve icra hukuk işlerinin ivediliğiyle bağdaşmayan sonuçlar da ortaya çıkacaktır.Kanun hükmü karar verilebilmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gereğini ortaya koymaktadır. Bilirkişi; incelemenin kapsamını, ulaştığı verileri ve vardığı sonucu şüphe ve belirsizlik içaren ifade olmaksızın ortaya koymuş ise Kanun'a uygun biçimde gerekli teknik incelemenin yapılarak rapor düzenlendiğinin de kabulü gerekir.Ancak bilirkişi tam bir sonuca varamamışsa o zaman yeni bir bilirkişi raporu alınması ve gerekirse daha çok masraflı olacak diğer üst teknikler ile inceleme yapılması gereğinin doğması da mümkündür. Rapora itirazlar yeni bir incelemeyi haklı kılacak argümanlar içeriyorsa, hakim raporu karar vermeye elverişli ve kanaat verici bulmamışsa bu hâllerde tâbi ki birden fazla inceleme de gerekebilir ve yapılabilir. Ama bunun da gerekçeleri gösterilmelidir.6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun 10/1. madde hükmünde bilirkişiliğe kabul şartları 9 bent hâlinde sayılmış olup; e) Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak. f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak ya da daha fazla çalışma süresi belirlenmiş ise bu süre kadar fiilen çalışmış olmak. g) Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için mevzuat tarafından aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, mesleki yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak. ğ) Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak da bunlar arasındadır.Bu şartlara bakıldığında somut olayda rapor düzenleyen bilirkişi, El Yazısı - İmza ve Sahtecilik Uzmanı olarak kayıtlı olup rapor düzenlediğine göre bu konuda gerekli çalışma, eğitim ve yasanın aradığı belgelere sahip olduğu ve konusunda teknik inceleme yapıp bilirkişi raporu düzenlemeye de ehil kişi olduğunun kabulü gerekir. Kanun'un aradığı koşulları taşımasına rağmen bu kişilerden alınan raporlar yeterli sayılmayarak incelemenin yapılacağı ortam, kullanılacak aletler ve teknik incelemenin yöntemi gibi tamamen bilimin konusuyla ilgili olan yeni sınırların getirilmesi Bilirkişilik Kanun'un aramadığı yeni şartların bu kişiler hakkında ihdas edilmesi sonucunu da ortaya koyabilecektir.Somut olayda imzaya itirazın kaldırılması talebi üzerine, İcra hukuk mahkemesince Kanun'daki düzenlemeye uygun biçimde imza incelemesi yapılmış ve rapor alınmıştır. Raporu düzenleyen bilirkişi; el yazısı - imza ve sahtecilik uzmanıdır.Bilirkişi raporunda itiraza uğrayan imzalar ile mukayese imzalar arasında karşılaştırma yapıldığı, imzaların genel şekli ve tersim tarzı işleklikleri, imzaların başlangıcındaki “f” harfine benzer el hareketinin yapılışı, imzalar içerisindeki karakteristik el hareketlerinin yapılışı, kaligrafik ve diğer itiyadı diğer hususiyetler yönünden benzerlik olduğu da belirtilmek suretiyle çeklerin arkasındaki ciranta imzalarının imzaya itiraz edenin elinden çıktığı kanaati belirtilmiştir. Bilirkişi incelemesi Kanundaki düzenlemeye uygun yapılmış olup, rapor içeriğinden gerekli karşılaştırmanın yapıldığı, benzerliklerin tespit edildiği ve imzanın kişiye ait olduğuna ilişkin sonucun net biçimde belirtildiği görülmektedir.Gerek Kanun'daki usule uygun incelemenin yapılması gerekse bilirkişinin, kişiye atfen atılan imzanın aidiyeti konusunda nedenlerini ortaya koyarak net bir sonuç belirtmesi ve raporun doğru olmadığı konusunda yeniden inceleme yapmayı gerektirecek somut bir nedenin ortaya konulmaması karşısında bilirkişi raporuna itibar etmemeyi gerektiren bir neden yoktur.İcra hukuk mahkemesince, bozma kararında belirtildiği şekilde yeniden bilirkişi incelemesi yapılıp rapor alınması gerekmediği yönünde verilen direnme kararı da yukarıdaki açıklamalara uygun bir gerekçe ve sonuç içermektedir.Açıklanan nedenlerle yeniden bilirkişi incelemesi gerekmediğine dair olan direnme kararı uygun bulunarak işin esası incelenmek üzere dosyanın özel daireye gönderilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan özel daire kararı gibi bozma yönünde oluşan Değerli Çoğunluk görüşüne katılamıyorum.